Bundan haftalar öncesi dün için bir karar aldık. İsmek’in Mehmet Akif Kurs Merkezi’nde ki Diksiyon Kursu’na gitmiştim misafir olarak. Geçtiğimiz Haziran ayında bitmişti kurs. Diksiyon hocamız dün saat 15:00′da Küçükçekmece’de sahil kenarında buluşalım dedi. Bizde Harika, Sevgi, Gönül ve kızı, Hülya ve kızı ve tabi ki ben olarak saat 14:30′da Harika’ların iş yerinde buluştuk. Harika bize hocanın önemli bir işinin çıktığını ve malesef gelemiyeceğini söyledi. Bu durumu ilk başta yadırgasakta, açıkçası bu durum işimize gelmişti. Çünkü; istediğimiz yere gidebilecektik. Hoca olsaydı herhalde bir yerde oturup konuşacaktık ve sıkıcı olacaktı tahminimle. Bizde acaba nereye gitsek diye düşünürken… Sevgi Eyüp’te ki Pierre Loti’ye gidelim dedi. Bizde Mehmet Akif’ten Topkapı minibüsüne binerek Topkapı’ya gittik ve oradan da taksiye binerek Eyüp’te ki Pierre Loti’ye giden Teleferik’in oraya gittik. Açıkçası buraya ilk defa geliyordum ve harika bir yerdi. Hemen Teleferik için jetonlarımızı aldık ve Pierre Loti’ye çıktık Teleferik ile. İnanılmazdı, yerden o yükseklikte daha çok yüksekliğe çıkmak Teleferik ile… Pierre Loti’den tüm İstanbul’un manzarası harikuladeydi… Boğaz köprüsü, galata kulesi, marmara denizi büyüleyiciydi açıkçası. Teleskop ile bu muhteşem manzarayada bakmaya doyamadık. Biraz dolaştıktan sonra bu güzel manzara karşısında bir kafetaryada oturup yemeğimizi yiyip, içeçeklerimizi yudumladık. Daha sonrasında pamuk şeker alıp gezerek onları yedik. Daha sonrasında ise bu yükseklikte bir yerde oturup, ayaklarımızı uzatıp ve sanlandırıp sohbet ettik. Tehlikeli gibi görünsede çok heyecanlıydı. Daha sonrasında ise dönüş zamanı gelmişti. Yine Teleferik jetonlarımızı alıp Teleferik’in gelmesini beklerken, yanı başımızda turistler vardı. İngilizce konuşmuyorlardı farklı bir dil ile konuşuyorlardı. Bende biraz sohbet etmek maksadı ile yanlarına yaklaştım ve “Hi!” – “Merhaba!”, “Where are you from?” – “Nerelisin?” dedim. Onlarda çat-pat anladığım bir dille birşeyler söylenmeye başladılar. “Spain” – “İspanya” dediler! Evet bunlar İspanyol’dular. Latin İspanyol kadınları ve kızlarıydılar. Ben daha sornasında acaba ingilizce biliyorlarmı diye “Do you speak English?” – “İngilizce biliyor musun?” diye sorsamda kötü yanıtı aldım. Malesef ingilizce bilmiyorlardı. Bende yanlarından ayrıldım. Teleferik’imizin gelmesi ile birlikte Pierre Loti’den ayrıldık. Buradan taksiye binerek Topkapı’ya geri döndük. Buradan ise Mehmet Akif’e yolculuğumuz başladı minibüs ile… Minibüs ile giderken tüm arka koltuk bize aitti ve bolcana sohbet ettik. Güzel bir gün geçirmiştik ve herkes mutluydu. Yaşadığımız yere gelmemiz ile beraber tekrar buluşmak üzere vedalaştık.


Son 5 Yorum: